Eralp'in Zaferinin Ardından İki Cephe: Antisemitizm Suçlaması ve 220 Bin Konut
Berlin'de birinci çıkan Sol Parti'nin adayı Elif Eralp iki cepheden eleştiriliyor. Antisemitizm tartışması gündemi kaplarken federal hükümetin ilk somut adımı kamulaştırmaya karşı geldi.

BERLİN – 20 Eylül'deki Berlin Eyalet Meclisi seçimini yüzde 25,7 ile birinci bitiren Sol Parti'nin (Die Linke) başkent adayı Elif Eralp, seçimden bu yana iki ayrı cepheden yoğun eleştiriyle karşı karşıya. Bir yanda parti içindeki bazı isimlerin İsrail ve antisemitizm konusundaki açıklamaları, diğer yanda Eralp'in koalisyon şartı olarak ilan ettiği büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması var. Tartışmanın kamuoyundaki ağırlığı antisemitizm suçlamalarında yoğunlaşırken, federal hükümetten gelen ilk somut adım kamulaştırmayı hedef aldı.
Berlin'de ilk kez Sol Parti birinci
Kesin olmayan sonuçlara göre Sol Parti oylarını yüzde 13,5 puan artırarak 25,7'ye çıkardı ve Berlin'de ilk kez en güçlü parti oldu. CDU yüzde 18,8, AfD yüzde 16,3, Yeşiller yüzde 14,3, SPD ise yüzde 12,1 oy aldı. BSW yüzde 4,7 ile baraj altında kaldı. Mevcut CDU-SPD hükümeti çoğunluğunu kaybetti; yeni hükümet ancak üçlü bir koalisyonla kurulabiliyor.
1981'de Münih'te doğan Eralp, 1980 darbesinin ardından siyasi baskı nedeniyle Türkiye'den Almanya'ya sığınan sendikacı bir ailenin kızı. Hukukçu olan Eralp, 2021'den bu yana Berlin Eyalet Meclisi üyesi. Seçim zaferinin ardından parti kongresinde seçmenlere önce Almanca, ardından Türkçe teşekkür etti.
Kamulaştırma: 2021'de halk "evet" dedi
Eralp'in kampanyasının merkezinde, Berlin'de 3.000'den fazla daireye sahip büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması vardı. Bu talep yeni değil: 26 Eylül 2021'deki halk oylamasında Berlinlilerin yüzde 59,1'i, yani 1 milyonu aşkın seçmen, bu şirketlerin konutlarının kamuya devredilmesinden yana oy kullanmıştı. Oylama bağlayıcı değildi ve o günden bu yana uygulanmadı.
Söz konusu olan yaklaşık 220 bin konut; bu, kentteki 1,7 milyon dairenin yaklaşık yüzde 13'ü. En büyük pay, Deutsche Wohnen'i de bünyesine katan Vonovia'ya ait. Anayasanın 15. maddesi tazminat karşılığında toplumsallaştırmaya izin veriyor, ancak bu madde bugüne kadar hiç uygulanmadı. Berlin Senatosu'nun kurduğu uzmanlar komisyonu 2023'te bunun hukuken mümkün olduğu sonucuna vardı. CDU-SPD hükümeti ise Mart 2026'da bir çerçeve yasa çıkardı; yasa ancak iki yıl sonra yürürlüğe girecek ve öncesinde anayasa mahkemesince incelenmesi planlanıyor.
Maliyet en tartışmalı nokta. Girişimin kendi taslağı 8 ila 18 milyar avro tazminat öngörürken, eleştirel hesaplamalar 36 milyar avroya kadar çıkıyor. Eralp seçimden sonra ARD'de geri adım atmadı: "Sol Parti iktidara gelirse kamulaştırma yapılacak. Bunu söyledim ve arkasındayım."
Federal tepki: "Yatırımcılara net mesaj"
Seçimin ertesi günü, 21 Eylül'de Başbakan Friedrich Merz, Birlik partileri ile SPD'nin Temmuz'da anlaştığı federal kamulaştırma yasağını hızla hayata geçireceklerini açıkladı. Merz, amacın "uluslararası yatırımcılara Almanya'da özel mülkiyetin kamulaştırılmayacağı yönünde net bir mesaj vermek" olduğunu söyledi. CSU Genel Sekreteri Martin Huber, Sol Parti'nin planlarını "sosyalist bir intihar görevi" olarak nitelendirdi.
Vonovia hissesi seçim sonrasındaki ilk işlem gününde yüzde 2,2'ye kadar düşerek 17,31 avroyla son üç yılın en düşük seviyesini gördü. Emlak sektörü derneği BFW'nin başkanı ise yatırımların Varşova gibi diğer Avrupa kentlerine kaydığını öne sürdü.
Antisemitizm tartışması
Kamuoyundaki tartışmanın ağırlıklı kısmı ise başka bir alanda yaşanıyor. Neukölln'deki bir Sol Parti politikacısının "seçim intifadası" çağrısı paylaşması, partinin Neukölln örgütünün bir seçim etkinliğinde bir rapçinin İsrail'e ve İsrail ordusuna karşı şiddet çağrısında bulunması ve Neukölln'deki seçim partisine basında bilinen bir aşiretin lideri olarak anılan bir kişinin katılması tepki çekti. Parti, açıklamaların kendisiyle koordine edilmediğini ve söz konusu kişinin davet edilmediğini, etkinliğin herkese açık olduğunu açıkladı.
Sol Parti milletvekili Ferat Koçak ile bu kişinin oğlu arasındaki bir yazışmanın yayımlanması da tartışmayı büyüttü. Koçak, kiminle yazıştığını bilmediğini ve yalnızca nezaketen yanıt verdiğini söyledi. Yeşillerin Federal Meclis grup başkanı Katharina Dröge ise Koçak'ın Sol Parti grubundan çıkarılmasını talep etti.
Özdemir: "AfD için geçerli ölçü Sol Parti için de geçerli"
Tartışmaya en sert katkıyı Türkiye kökenli Baden-Württemberg Başbakanı Cem Özdemir (Yeşiller) yaptı. Politico'nun "Berlin Playbook" podcast'inde konuşan Özdemir, partisini Sol Parti ile koalisyon konusunda uyardı: "Duyduğumuz açıklamalar tekil sapmalar değil; bunlara göz yumuldu, kabullenildi." Özdemir, kabul edilemez açıklamaları "tek tek kişilere ait" diyerek geçiştirmenin AfD'ye izin verilmediğini hatırlatarak, "Bu ölçü Sol Parti için de geçerli olmalı" dedi ve gerekirse partiden ihraç yapılması gerektiğini söyledi.
Özdemir, Eralp'i ise kişisel eleştirisinin dışında tuttu: "Ona inanıyorum." Ancak Eralp'in partisinin tamamını bu çizgiye bağlayıp bağlayamayacağının "büyük bir soru işareti" olduğunu ekledi. Özdemir aynı konuşmada kamulaştırmayı da eleştirdi: "Bu yanlış yol, yanlış ekonomik araç. Para gidiyor ve yeni konut için eksik kalıyor." Özdemir'in bu eleştirisi, kendi partisinin Berlin örgütünü de kapsıyor; Berlin Yeşilleri de 2021 halk oylamasının sonucuna bağlı olduklarını açıklamıştı.
Eralp: "Yıkıcı bir boyuta ulaştı"
Eralp, suçlamaları "farklılaştırılmış bir eleştiri değil, yıkıcı bir boyuta ulaşmış" olarak nitelendirdi. 25 Eylül'deki olağanüstü kongrede ise net bir çizgi çekti: "Bizim sahnelerimizden Yahudileri korkutan açıklamalar asla gelmemeli. Bu kesinlikle kabul edilemez."
Kamulaştırma konusunda ise kavramı tersine çevirdi. Borsadaki konut şirketlerinin kiracılarının gelirlerinin zaten "soğuk bir kamulaştırmayla" ellerinden alındığını savunan Eralp, "Bu yüzden Vonovia ve benzerleri artık toplumsallaştırılmalı" dedi.
Sol Parti'ye yakın haftalık Der Freitag, seçim sonrası yayınların önemli bir bölümünü eski bir kavramla "kızıl çorap kampanyası" olarak tanımladı. Eleştirenler ise kaygıların somut olaylara dayandığını ve bunları olası koalisyon ortaklarının da dile getirdiğini vurguluyor.
Masa kuruluyor
Sol Parti, 25 Eylül'deki olağanüstü kongresinde büyük çoğunlukla Yeşiller ve SPD'yi sondaj görüşmelerine davet etme kararı aldı. Yeşillerin Berlin yönetimi de görüşmelere katılma kararı verdi, ancak Sol Parti'nin antisemitizme karşı tutumunun netleşmesini ön koşul olarak açıkladı. İki parti arasındaki ön görüşmelerde güvenlik, Yahudi ve kuir yaşamın korunması ile antisemitizm ve ırkçılıkla mücadele ilk başlıklar olarak belirlendi.
SPD'de görüşler bölünmüş durumda. Eyalet başkanı Steffen Krach görüşmelere hazır olduğunu ancak bunun koalisyon müzakerelerine otomatik olarak dönüşmeyeceğini söyledi. Türkiye kökenli Sosyal İşlerden Sorumlu Senatör Cansel Kızıltepe ise Sol Parti ve Yeşillerle koalisyon müzakeresinden yana olduğunu açıklarken, antisemitizm konusunda "sıfır tolerans" beklediğini belirtti. Eski Berlin Belediye Başkanları Michael Müller ve Walter Momper ise görüşmelere karşı uyardı.
Tablo şimdiden belirginleşiyor: Berlin'deki olası ortaklar masaya antisemitizm şartıyla oturuyor, Yeşiller ve SPD'nin bir bölümü kamulaştırmaya kapıyı kapatmış değil. Federal düzeyde ise hükümetin elindeki en somut araç, kamulaştırmayı yasaklayacak bir yasa. Sondaj görüşmelerinin önümüzdeki hafta başlaması bekleniyor.